KIRMIZI BİSİKLETİM SAYFASI

Çok kıymetli bir sayfa bana ve hikayeme yer vermek istedi. Keyifle kısacık öykümü paylaştım 💜

8 Yaşımda erik ağacına çıktığımda “kızlar ağaca çıkmaz” dedi bir komşu teyze. Ben o gün kız olmakla ağaca çıkmanın bağlantısını çözemediğim için itiraz ettim ve hep ağaca çıktım. Aklımı bildiğimden bu yana şarkı söylerim. Sokakta, parkta şarkı söylerdim arkadaşlarıma konser verirdim, coşkuyla alkışlardı arkadaşlarım, ben de coşkuyla daha çok söylemek isterdim. “Sokakta şarkı söylenmez bağıra bağıra, ayıp, sen kızsın biraz edepli ol” dediler. Öyle üzüldüm ki bu sözü duyduğumda. Şarkı söylemek tutkuydu benim için. İtiraz ettim. Büyüdükçe “kızsın yapamazsın” denilenlerin ne kadar fazla olduğunu farkettim. Hayalim konservatuvara girip daha iyi şarkı söyleyebilmek için eğitim almaktı. Bana memur çocuğu olduğum, “zengin” olmadığımız için “hobi olarak yine yap, zaten giremezsin” dediler. Ben konservatuvaragirdim. Üstüne bu sözlerin “toplumsal cinsiyet rolleri” ile ilgili olduğunu farkedip, yüksek lisans yaptım. Çünkü ayrımcılık hayatın her alanında, her bireyde can bulabiliyordu. “Kadının İnsan Hakları Eğitmeni” oldum. Bir gün Sığınmaevi’ne gönüllü çalışmalar yapmak için gittim ve kadınlarla, çocuklarla çalıştıktan sonra şiddete maruz bırakılmış kişilere profesyonel danışmanlık vermeye başladım. Hem danışman, hem solist, hem eğitmen olarak aynı kurumda çalıştım. Eğitim vermenin her zaman daha iyi öğrenme biçimi olduğunu keşfetmem üniversite yıllarıma dayanıyor. Eğitmenliğimin daha güçlü olması için “Pedagojik Formasyonumu” tamamladım. Yine öğrenmenin kişinin bağ kurmasıyla olduğunu okuldaki drama derslerimde farkedip “Drama Lideri” oldum. Gençken sanatın iyileştirici etkisine dair merakım ve sanatsal yollarla farkındalık çalışmalarına olan ilgim “Sanat Terapisti” olmama vesile oldu. Başkakültürler, müziklere olan merakım 10 dili aşkın dilde şarkılar söylememi, konserler vermemi ve yine kadınların öykülerini o dillerle şarkılar söyleyerek aktarmamı sağladı. Sonra albüm teklifi aldım. Tüm dijital platformlarda ulaşabileceğiniz yunanca albümüm var. Adı THALASSA, Deniz. Çünkü deniz bütün canlıları eşitler ve yaşatır. Müzik de öyle. Erik ağacında hissettiğim duygu, beni bugün bir kız çocuğuna “yapamazsın” diyen kim varsa karşında durmaya ve o kız çocuğunun yanında, arkasında bazen de önünde olmam gerektiğim günlere taşıdı. P. Neruda’nın çok sevdiğim bir sözü vardır “ölseydim birdenbire, bırakmazdım şarkı söylemeyi.” Benim hayat mottom busöz. Tutkumu buldum ve o tutku etrafında dönen başka dallara da tutunarak ben o ağaçla köklenip büyüdüm. Ve içimdeki o itiraz eden kız çocuğunun da elini hiç bırakmadım.

Yorum bırakın